Top

Bayram geldi hoş geldi…

Eylül 26, 2008 yazan DİVA 

Çocukluğum… Bir tatlı telaş yaşanırdı o yıllarda bayram öncesi evlerimizde. Bayramlıklarımız, annelerimizin yapacağı bayram ikramları, tatlıları, bayram gezmeleri, “sen bana, ben sana” misali… Kimlerin elini öpmeye gideceğimiz, dolayısıyla toplayacağımız paralarla neler alabileceğimizin tatlı hayalleri… Yazımın girişi biraz naftalin kokulu oldu ama, özel yerleri vardı bayramların anılarımda. “Anne, baba bayram ne zaman?” demekten onları bıktırdığımız yıllar artık çok gerilerde kaldı. Yeni yıl takvimleri ele geçtiği anda ilk bakılan ve gezi tarihi olarak işaretlenen günler şimdiki bayramlar. Seyahat bahanesi artık… Kültürümüzün yozlaşması adına üzücü tabii, ama günümüzde yaşamın zorluklarını bir nebze olsun unutturan günler artık bayramlar. Ben tüm kalbimle bayram turlarına gidenlere çook keyifli günler temenni ediyorum ve Maldiv Adaları’nda geçirdiğim bayram seyahatimi sizlerle paylaşmak istiyorum. Daha Türkiye’de moda olmamıştı Maldiv’ler, 1986 yılından bahsediyorum. Sevgili arkadaşımız Maks bize bu teklifi getirdiğinde elinde harita vardı ve biz adaların Hint Okyanusu’nda olduğunu o gün öğrendik. Benim uçak fobim olduğu yıllardı, Okyanus aşacaktım, “nasıl geçti” diye hiç sormayın, hala utanıyorum “sızmış bir sarhoş” demekten… Kaptanın anonsuyla gözümü açtığıma bin pişman oldum çünkü aşağıda, okyanusun ortasında, dikdörtgen bir halı büyüklüğünde görünen bir kara parçacığına inecekti kocaman Jumbo Jet! İnanın bana dikdörtgenin en başına indi, en sonunda durdu ve kaldığımız 7 gün sürecinde bu koca uçak buradan nasıl kalkacak diye düşünmekten o güzelim cenneti doyasıya içime sindiremedim. Başkent Male idi indiğimiz ada. Londra’dan almıştık turumuzu, dolayısıyla üzerimizdeki giysiler havaalanına indiğimiz anda terden sırılsıklam oldu, dayanamadık, havaalanının tuvaletlerinde üstümüzü değiştirdik. İnanılmaz sıcak, nem oranı çok yüksek. Oradan iptidai bir tekneyle kalacağımız Bandos adasına gittik. Turkuaz deniz, yumuşacık kumla kaplı bir kumsal, Hindistan Cevizi ağaçları arasında odalarının tavanlarında dönen pervaneleriyle bungalowlar… Öylesine egzotik bir ortam ki… Adanın etrafı yürüyerek 45 dakika sürüyor. Reklam sloganı “no shoes, no news” diye geçiyordu, gerçekten de 7 gün boyunca ne ayakkabı, terlik giydik, ne de gazete gördük. “İşte tatil bu” dedirten bir geziydi kısacası. Neler mi yaptık, şnorkelle rengarenk balıklar arasında, yüzdük, tekne turu alıp, rengarenk mercan kayalıklarının o güzelim görüntülerini yukarıdan izledik, denizde yüzerken, sağanak yağmurla ıslandık, gökyüzünün renkten renge girmesini büyülenerek seyrettik, dinlendik, akşamları çıplak ayakla adanın tek disco’su olan tepesi sazlık alanda dansettik, eğlendik, kısacası rüya gibi bir tatil oldu bizlere Maldiv Adaları….Birinci bayram programları nasılsa yapılmıştır artık diyorum ama ikinci bayramda “başımı alıp uzaklara gitmek istiyorum” diyenler için ve de uçak fobisini yenmek istiyenler için, mutlaka ama mutlaka Maldiv Adaları’nı tavsiye ediyorum. Mutlu bayramlar, mutlu seyahatler.

Yorumlar

Bu konu hakkında birşeyler yazmak istiyorsanız...

Yorum yazmak için giriş yapmalısınız.

Bottom