Top

Cale… Çenesi düşük martı… Çarli…

Ağustos 15, 2008 yazan DİVA 

Cale ilk Çeşme’ye geldiinde haziran ortası falandı heralde…

Şimdi bana Cale kim veya ne diye sorup tepemin tasını attırmayın bakk!!! Zamanı gelince annatıcam, beklemesini bilin biraz kııııızzzzzzzzzz!!!

Efenim o zamanlar ben Selim’imin (Kaptan) Alaçatı’daki evinde kalıyodum daha ve bi gün “hadi” dedik “gidelim bizim evde bi denize girelim rahat rahat, kimse k…..mızı başımızı görmesin” hesabı, hahahaha… Şimdi Sevoş okuyunca bunu “ÇOK AYIPPP” diycek emin olun. Daha geçen günkü yazımda “sefa p…..i” oldum” mu ne yazmıştım da; “bana bak küfür falan etme dava açarlar sana” demez mi????? Sanki birilerinin anasına babasına sövüyorum yani… “Pesssss!!!” diyorum, başka da bişe demiyorum…

Neyse biz bizim eve geldik, deniz kenarına konuşlandık, çimlere yayıldık, sakin sakin güneşlenicez derken tepemizde bi martı. Abi tek bi martı katiyen hiçbi yere gitmeyip, sadece ve sadece tepemizde durup devamlı konuşuyor…     Bu arada ne Cale ne de ben, bu kadar uzun zaman uçmadan yerinde durup konuşan bi martıyla ilk defa tanışıyoruz ve “kimbilir bu bize ne demeye çalışıyor?”  diye düşünüp duruyoruz. Düşünüp duruyoruz çünkü bu konuşma yaklaşık 40 dakka filan sürdü. Neyse, yeteri kadar ısınınca denize girmeye karar verdik ve kalkıp, deniz kenarındaki, nerdeyse dökülmek üzere olan kapımızı zar zor açıp denize baktığımızda ne görelim?? Deniz bir çamur gölü halinde öööle orda bize bakıyor? O bizim tertemiz açık denizimiz. İnanılacak gibi diil yani. Biz tabi gerisin geriye dönmece ve toparlanıp eve gitmece… Ama  bizim martıcık hala konuşuyodu desem… Ve biz o gün o martının bize ne anlatmak istediğini zeki bi kişiler olarak sonunda? anladık. “Ne bu“ diyordu, “bu rezalet ne, biz ne yiyip içicez?”

Geçen gün de bi mail geldi havai fişek gösterileri hakkında, meşhur bi yazarımızın köşe yazısıydı. Bu anlatacağım konuya zaten çok sinirleniyorum arkadaşlar. Görsel güzelliğini geçin -ki maalesef çok para vermedikçe ya da kazıklanmadıkça desek daha doğru olacak- o gösteri bişeye benzemiyo; havai fişek gösterilerinden neplet (yazılır)? ediyorum. Şu anda Nuray da burda ve “HAVA TERÖRÜ” yaz diyo bana. Aynen hava terörü yaa… Şu güzelim dünyamızda nelere zarar verdiğimizin farkında bile değiliz maalesef… Biliyor musunuz ki bilhassa İstanbul’da her bir düğünde havai fişek patlatıldıktan sonra veterinerlere yaralı ve ölü martılar taşıyomuş insanlar. Ve yaralı getirdikleri martıların ölüm haberini alınca ağlayarak evlerine dönüyolarmış?

İNANIRIM… Bikeresinde de bi düğünde annemin elbisesine sıçramıştı ateşi, Sevoşum yanmaktan zor kurtulmuştu.

Gelelim Cale’ye??

Efenim Cale benim ablam Azoşum sayesinde tanıdığım ama o Azoş çatlasın? benim “ruh ikizim” olan, -bak bu kadar da iddialıyım yane- (hahahaha) bir arkadaşşş, bir dostttt, bir herbişeyyyyy… Hatta ve hatta daha da ileri gideyim, geçen gün Sevoş bile “bu Jale’de bi asalet war” dedi yani. Daha ne diyim kızzzzııııııııım???? Bu Cale öle asil bi kızdır küüüü (yazılır)?, bizim Nuray, bunlar güneşlenirken, kızcağız accık uykuya neyin daldıında, “CAAALEEE, UYUDUN MUUU?” dese de “UYUMUYORUM”  deme sabrına sahiptir. Bu Cale, bizim İzmir’in genç medar-ı iftiharlarından EGE ÇUBUKÇU’nun basın danışmanıdır. Ege Çubukçu’yu tanımayanlarınıza; kendisi müziksiyen?dir, hip-hop neyin söyler, son dönemde Acda?, Pemila?, Feeeerat Göçer’le?, Gülben Ergen’le falan düetleri var ve tarzı da sesi de tek kelimeyle yı-kı-lı-yo! Küçük dev adam yani. Aslında Ege’yi evimizde de ağırlamak istiyorum bi, çünkü Çeşme aşığıymış kendisi ama adamın vakti yok yaaaaaaaaaaaaa? Zaten Cale’nin ilk Çeşme’ye geliş sebebi de Ege’nin konseridir ama kalış sebebini sormayın söyleyemem şekerim, hahahahaha. Neyse en azından bana da ilaç gibi geliyo walla, gönderesim yokkk.

Şimdi de size Çarli’nin hikayesini anlatayım şekerim…

Bizim Bengül geçende Çeşme’deydi, kızcağız işten güçten bi gecelik vakit bulmuş. O arada Selin de aynen işten bi başını kaldırıp kendini Çeşme’ye atmış derken, güzel geçen bir gecenin ardından ertesi sabah biz Selinle afyonu yeni patlatıyoruz, bizimki habersiz odadan içeri daldı. Neyse bunda hiçbir sorun yok, biz sevindik aynen; hemen gecenin kritiklerine geçildi. Laftan lafa geçiliyo falan, bu arada belirteyim ki Cale iki konser arası İstanbul’a gitmiş, demek biz biraz fazla önden gitmişiz ki Selin’le, Cale’yi konuşmaya geçmişiz… O bana soruyo “nerde” falan, ben de anlatıyorum. Bir müddet bu konuşma devam ettikten sonra, -meğer bu da sessiz sessiz bizi dinliyomuş, biz farkında değiliz- sen kalk, “ABLA ÇARLİ  KİİİM???” de!!!

Olay orda koptu zaten. Güzelim JALE önce oldu Cale, sonra oldu ÇARLİ. Ama bende hep heppp CALEEE…

Sizi seviyorum; ama bu aralar Cale’yi en çokkkk (kıskananlar bile var bak, mesela Bengül, hahahahahah, Allahtan temiz kalpli bi kişi de yüzüne söylüyoooo:)

Yazarın notu: 15 gün sonra sizlere, bana gelen bi okur mailini ve yazdığım cevabı olduğu gibi yazıcam arkadaşlar. Yorum sizin…

Yazarın notu 2: Bu arada Cale’nin asıl lakabı da Jiji’dir şekerim. Hani çok merak falan edersiniz diye bennn…

Tekrar sizi seviyorum… 

 

Yorumlar

Bu konu hakkında birşeyler yazmak istiyorsanız...

Yorum yazmak için giriş yapmalısınız.

Bottom