Top

Annelerimize benzemek o kadar da kötü mü?

Eylül 5, 2008 by DİVA · Leave a Comment 

Pastırma yazının son günlerini yaşasak da, havada kışa hazırlık kokusu var. Evlerden sonbahar kokuları yükseliyor şimdi.

Hepsinde olmasa da evlerin güneş alan odalarında/balkonlarında turuncu, kırmızıya çalan tarhanalar var serili.

Mutfak pencerelerinin içlerinde reçel kavanozları.

Balkonlarda çamaşır iplerine ya da demirlere kurumaya asılmış dolmalık/kızartmalık biberler, patlıcanlar, bamyalar. Read more

Susam röportajının tortuları…

Ağustos 29, 2008 by DİVA · Leave a Comment 

Üzerinden çok yıl/çok olay geçti, şimdi tam tamına ne yazdığımı hatırlamıyorum.

7 yıl öncesinden net hatırladığım, İzmir Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği’nde müthiş bir çekişme/seçim heyecanı yaşandığı ve Mehmet Ali Susam’ın, 43 yıldır esnaf başkanlığı yapan Cemal Tercan’a savaş açtığıydı..

Birlik’te değişim/yenilik istiyor, yıllardır aynı koltukta oturanların, yerini gençlere/yeniliğe bırakması gerektiğini savunuyor, esnaf örgütünün de kendisini desteklediğini söylüyordu. Read more

Dünyanın bütün işçileri, gevşeyin!

Ağustos 22, 2008 by DİVA · Leave a Comment 

Ntvmsnbc.com’da görür görmez vurulduğum slogan işte buydu.

70’li yıllarda sol rüzgarlarla kanat çırpıp Marks’ın “dünyanın bütün işçileri birleşin” sloganına yürekten inanmış bir yeniyetmenin, yaş kemale erince “dünyanın bütün işçileri gevşeyin” sloganına çarpılmasını az biraz tuhaf bulsam da, geldiğim son nokta budur beyler/bayanlar.

Konuyu dallandırmadan önce, size bu müthiş sloganın özgeçmişinden bahsetmem lazım. Read more

Her şeye olduğu gibi Bahar’a da itirazım var benim

Ağustos 15, 2008 by DİVA · Leave a Comment 

Yazılarının tiryakisi olduğum Bahar Akıncı, geçen haftaki köşesinde “hastası olduğu kadın/kız modelleri”ni yazdı, okumuşsunuzdur benim gibi bir lokmada.

7 maddede topladığı bu “haset konusu kadınlar” arasında 5’inci maddeye beni (ve Ayşen Ertenü’yü) de oturtmuş bizim kız. Read more

Yeter ki melekler mafya kurallarına göre örgütlenebilsin…

Ağustos 8, 2008 by DİVA · Leave a Comment 

Kahve telveleri doğruyu gösteriyor bugünlerde.

“Yüreğin kabarmış/için sıkılmış” diyen fal bakıcılarının elini öpesim geliyor; nasıl da bildiler/söylediler doğruyu şıp diye.

“İçin sıkılmış ama tez saatte ay doğacak hanene, hiç yaşanmamış gibi olacak yaşadıkların. Hanene doğan güneş tüm geceyi söküp atacak, ferah feza olacak iççeğizin” sözleri gülümsetiyor beni. Read more

Herkes gider tatile, ben gitmişim matile…

Ağustos 2, 2008 by DİVA · Leave a Comment 

“Tatile gidiyorum” diye gerine gerine yazı yazmanın da böyle bir yamukluğu var işte: İşe dönüşte yaptığın tatili anlatmak… “Aman şöyle eğlendim, şöyle dinlendim, şunu da okudum, bunu da yaptım, kumların üstünde bir sağıma döndüm solumu yaktım, bir soluma döndüm sağımı yaktım, bütün gün kumsalda/şezlongda iskelede malak gibi yattım” mealinde ballandırmak, allayıp pullayıp okuyucuya sunmak. Read more

İşte öyle bir şey…

Temmuz 25, 2008 by DİVA · Leave a Comment 

Bir durgunluk var üzerimde. Bir süredir.

Nedenini hem bilip hem de bilemediğim.

Bir tıkanma hali.

Sürekli “ne yesem acaba” diye düşünüp canı hiçbir şey çekmeyenlerin durumu.. Read more

Yolcudur Abbas, bağlasan durmaz

Temmuz 19, 2008 by DİVA · Leave a Comment 

Nihayet/sonunda anladım ki, ben “kışlık” yazarım.

“Kışlık kavun” gibi yani.

Nasıl ki kış kavununu yazdan alır serince bir yere (ideali bir fileye koyup) asar; kış gelince de rakı+peynire katık edip yersiniz…

Bence benim yazılar da çivi çiviyi söker misali, ancak ayazda okunur/çekilir.

Çünküüüüüüü…. Kışın savaşan ruhuma, yaz geldi miydi bir haller oluyor. Read more

Bottom