Çeşme günlüğüm
Temmuz 25, 2008 yazan DİVA
Günlük hırslarımızda boğulan hayatımızı çiçekler gibi koparıp, sonra da vazolarda yaşatmaya çalışıyoruz.. Hiç ölmeyecekmiş gibi yaşıyor, yaşanacak ve söylenecek ne varsa, hep daha iyi bir zamana veya başka günlere erteliyoruz…Dokunmadan, konuşmadan geçip gidiyoruz sevdiklerimizin yanından.. İncir çekirdeğini doldurmayacak kavgalarımızla tüketiyoruz kendimizi ve yakınlarımızı.. İçimizden geçen sevgi sözcüklerini sanki ayıp bir şeymiş gibi saklıyoruz yüreğimizde..
Farkında mısınız bilmem ama sevgisiz bir toplum olma yolunda hızla ilerliyoruz..
Son günlerin yaşanmışlıklarından öylesine bunaldım ki !
Artık ne televizyon izlemek, ne de gazeteleri okumak istiyorum.. Gündem,her gün tatsız bir olayla değişiyor.. Bazen göz yaşıyla, çoğu zamanda kaygıyla izliyorum olup biteni.. Türkiye nereye doğru gidiyor?
Haberler öylesine karanlık bir tablo çiziyor ki.. Bazen, ”Tutunacak bir tek dalımız da kalmadı mı artık?” diyorum..
Sonumuz nereye doğru gidiyor?
Hayat nereye doğru koşturuyor?
Sevgi ile yaşama tutunmaya çalışan bir kadınım.. Ancak, etraf öylesine sevgisiz, öylesine tuzaklarla dolu ki !
“İlerleyen yıllarda, çocuklarımı ve torunlarımı nasıl bir dünya bekliyor?” diye, sık sık düşünür oldum.
Muhteşem bir doğaya sahip ülkemde, hayatımın belki de en uzun tatilini yapma fırsatı yakalmışken.. Böylesine sıkıntılı bir tablo ile yazıma başlamak bana ne kadar yakıştı bilmem ama gerçekleri gör-mezden gelerek de yaşanmıyor. İnanın, her anım için Allah’ıma şükür eden bir insanım.. Ancak, bazen duygularım isyan ediyor.. Susmuyor!
Şimdi, geçelim Çeşme Günlüğü’me.
İsviçre’de yaşayan arkadaşım Atilla Eraslan, son günlerdeki en büyük hayalinin Hindistan’a gitmek olduğunu yazdığında.. ”Cenneti uzaklarda arama kardeşim” diyordum ona.. Çünkü, cennet burada, yanı başımızda.. Çeşme’de, Ege Bölgesi’nin her bir köşesinde.. Öylesine şanslıyız yani.. ”Çeşme’de iki evim var” dermişiiim.. de inanmayın! Geçen yıl keşfettiğim ve her ikisi de birer aile işletmesi olan Papillon Otel ile Star Beach buradaki yuvam oldu.. İki mekan da Çeşme’nin sosyetik beş yıldızlı otel ve beach’lerinden değil.. Benim için, sakin ve huzurlu birer liman gibi.. Papillion’un sahipleri Levent- Gülçin Mamıkoğlu ve yakışıklı oğulları Aytuğ bizleri memnun etmek adına , telaşsız bir koşuşturmada kimseyi huzursuz etmeden dört dörtlük bir hizmet kalitesini son derce uygun rakamlarda sunuyorlar. Star Beach’de de, ailenin tüm kadınları Zaliha Ana’nın şefliğinde mutfakta.. Oğulları Uğur ve torunlar serviste.. Ailenin reisi Mehmet Altınok ise tahta masasının başında adisyon kontrolünde.. Sardalya tava, midye dolma, menemen ben bu işe gelemen.. gibi ev mutfağında hazırlanan nefis yemekler.. Ayaklarınız denizin içinde, patates kızartması ve buzzz gibi bira keyfi de bir başka oluyor doğrusu..:)
Şu anda, Papillion Otel’in havuz başında, tatlı tatlı esen hafif bir rüzgarda yazıyorum.. Annem, burada tanıştığı hanımlarla keyifli bir muhabbette.. Adresler ve telefonlar alınıyor, yaşanmış hayat hikayeleri paylaşılıyor. Garson Mustafa, sütlü köpüklü mis gibi nescafe’mi masama bırakmış… Birazdan, gelinim Gamze dünya güzeli torunum Defne’yi getirecek ve ben odada onunla oynaşıp duracağım.. Minik lokum ayaklarını ısıracağım.. Ne Türkiye gündemi, ne de sevgisiz insanlar..Varsa da yoksa da torunum.. Şükürler olsun.. Daha ne olsun?
Sevgi ile başladık, Türkiye’nin iç karartan gündemiyle devam ettik ve nihayet yaz güneşim ile yazımı bitiriyorum.
”Çeşme günlüğüm” ise kısmetse yaz boyunca devam edecek..!
�




Sevgili Gülengül’cüm,
Yazilarini büyük bir keyifle okuyorum. O kadar icten ve insani ki, sana olan hayranligim her gecen gün artiyor. Keske tüm gazeteciler senin gibi dürüst ve dogru olsa. Tabii ki, senin gibi olanlar yani iyi gazeteciler de var vede benim tesbitim, bunlarin cogu, kadin. Ne mutlu bana ki, kadinlara güvenme konusunda yaptigim yatirimlarim bosa gitmedi demektir.
Vede ne hazin benim gibi bir erkege ki, cogu hemcinsimin birbiriyle kavgalarindan ortaligi karistirmalarindan ama en önemlisi, senin gibi degerli elleri öpülecek hanimefendileri ezme ugrasmalarindan, yüzümü kizartmalarindan.
Ama bu sizleri yolunuzdan alikoyamiyacktir biliyorum. Cünkü Türk toplumu sizler gibi gercek Türk hanimefendilerinin/analarinin omuzlarinda yükseldi. Bundan sonra da yükselmeye devam edecektir. Bir toplumu toplum yapan en önemli özellik, kadinlarinin o toplumdaki yerleri ile dogru orantilidir.
Diva Magazin olarak cok degerli isler yapiyorsunuz. Bircok kadini aydinlatip cok degerli fikirler vererek, bilinclenmelerinin altini cizip, erkekler dünyasina korkusuz adimlarla yürümelerini sagliyorsunuz. Bu gelismeden ben, cok memnunum.
Basarilarinizin devamini bir erkek olarak cok ama cani gönülden diliyorum. Tahminim Bekir Coskun abim gibiler de temenni ediyordur.
Yolunuza tas koyanlar olacaktir, belki celme takip yere düsürecek vede üstünüzün basinizin kirlenmesine neden olacak fesatliklar. Bunlar sizleri yildirmasin, ayaga kalkip üstünüzü basinizi silkeleyip yolunuza devam edin. Gazaniz mubarek olsun, iyi yoldasiniz..
Saygiyla,
Atilla Erarslan