Top

E pessss yani!!!!!

Ağustos 29, 2008 yazan DİVA 

Sizlere geçenlerde bana gelen bi mailden bahsetmiştim ve  cevabımla birlikte yazacağımı söylemiştim. İşte o mail ve işte cevabım. Ama ondan önce, olaylar nasıl gelişti, bi ona bakalım…

Maalesef olaylar benim dediğimle kalmadı, hak yerini bulmadı ve böylece konu kapanmadı… Daha doğrusu –MIŞ MEĞER-

Siz zaten takip etmişsinizdir gidişatı belki yakından ve seviniyorsunuzdur için için Necmi Bey… Ne mutlu size, NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE…

Arkadaşlar bu sefer kimin köşe yazısı olduğunu hatırlıyorum, çünkü unutulacak gibi bişey diil, İLHAN SELÇUK yazmış; “ATATÜRK SUÇLU” başlıklı bir yazıydı. Ama gerçekten Atatürk suçlu yaaaa, valla bak… Bize çokmuş verilen bu tavizler, haklar, bu öğretiler falan. Hak etmemişiz biz tüm bunları… Şimdi aklıma bi soru geldi; kimin zamanında, hangi hükümetti, 10 Kasım’da içki yasağı kalktıydı??? Valla biz sevindiydik, sizi bilmem de; o hükümet düşünmüş taşınmış; ya da bi seferde karar vermişti. Demişti ki; “Atatürk böyle yasları falan sevmezdi, anmak yeter, yeter ki O’nun sevdiği bişey yapılsın” O da nedir??? Mesela içki falan yasaklanmasın, O’nun en güzel muhabbetleri genelde içki sofrasındaydı çünkü…

Uzatmayalım… Benim “ÇOK AYIPP” başlıklı yazım yerine varmamış ki maalesef,-tabi ben kimim ki, o da ayrı- Alaçatı’daki YAYA, NAR falan, yedikleri para cezalarının ardından, en hareketli bir haftasonunda üçer gece kapatma cezası aldılar, NASIIIL??? Peki bu ne perhiz bu ne lahana turşusu kardeşim??? Dün yaşlı teyze, bugün Necmi Bey, yarın Rüknettin Efendi… Bu mudur yani??? Bu ruhsatları bu işyerlerine  kim verdi peeekiii??? Sonuçta bu yerler gece kulübü değil, disko değil, dans bile edilemiyor icabında… Sonuçta ben ve benim gibi birçok insanın da Çeşme’nin değişik semtlerinde evlerimiz var. Ama oraları yerleşim merkezleri ve bizim evlerimizin arasında dükkanlar yok.. Ki hatırlatırım; seneler evvel Yıldızburnu’da Çeşme’nin gelmiş geçmiş en güzel barı vardı… MASK… Ne oldu?? Mahalleli birleşti ve sonunda Mask kapatıldı. Şimdi Yıldızburnu Koyu’na bi bakın… Sonunda hemen herkes evlerini ya cafe ya bara kiraladı. Yıldızburnu oldu bi cafe-barlar sokağı. Fena mı oldu??? Herkes de sustu oturdu… Şimdiii… Turistik bi merkez olarak dünyaya tanıtmaya çalıştığımız Alaçatı’nın suçu ne??? Nerdeyse “Fatmagül’ün suçu ne” diycektimmm

Neyse müstahak size Yaya’cılar, Nar’cılar!!!… Eğlendirmeyin şu insanları, rahatlatmayın, bi müzik dinletmeyin, sıkıntılarını attırmayın. Kışın tıkıldıkları yetmedi kapalı mekanlara 8-9 ay, otursunlar evlerinde geri kalan zamanda da, başlarının çaresine baksınlar. Evlerinde bir gün arkadaşlarını çağırıp accık müziği açacak olsalar, polis gelsin kapılarına dayansın. Mahalleli şikayet etti diye…  E mahalleli de haklı, orası MAHALLE ne de olsa… Ama burası, yani Alaçatı turistik bi yer,  en azından öyle oldu diye biliyoruz. Ama yanlış biliyomuşuz şekerim, değilmiş… OLAMAMIŞ DAHA…

Buyurun okuyun şimdi… Bu kadar hakaret yediğime değmiş mi, siz karar verin canlarım…

HA Bİ DE NOT)))  Necmi Bey’ciğim, Alaçatı’da evi olan bir grup insan belli bir gelir düzeyindedir. Geri kalan kısım ise çok kısıtlı bir zamanda iş yapıp para kazanmaya çalışan insanlardır. O yüzden kimsenin kimseden şikayet etmeye hakkı yok gibi bişeydir. Saygılar bizden…

Necmi Karakas’tan Ayşen Ertenü’ye: “Sizi esefle kınıyorum. Herhalde dergi basılmadan yarım saat önce bu yazıyı yazdınız (sayı 266, ağustos ayındaki yazı) resmen saçmalamışsınız. Hayatımda bu kadar saçma sapan bir yazı daha okumamıştım. İşinizi hiç ciddiye almadığınız çok belli. Birazcık daha güzel Türkçe kullanmaya özen gösterin. Unutmayın ki siz bir dergide köşe yazısı yazıyorsunuz. Yazınızı okuyan binlerce kişi var. Lütfen biraz daha adabınıza dikkat edin. Ayrıca yazınızda bir isyan durumu söz konusu. Neden isyan ettiğinizi anlamadım? Yazdıklarınızın biri ötekini tutmuyor, anlaşılmayan yazılar yazmışsınız. Sanırım sadece kendiniz anlayacağınız şekilde yazmışsınız. Yazdıklarınızda bir bütünlük yok. Ve de “w” harfi Türkçe’de yoktur. Siz burada msn’de chatleşmiyorsunuz, Diva gibi güzel bir dergiye yazıyorsunuz. Her canı sıkılan yazı yazarsa, sonu böyle olur zaten. Bu arada çok terbiyesizsiniz, insanların uyumaya hakkı var. Siz eğleneceksiniz diye sizin hayatınıza ayak uydurmaya zorunlulukları yok. İnsanların bebekleri var, çocukları var, kiminin parası yok, geçim sıkıntıları yaşıyorlar. Herkesin hayatı sizin gibi mükemmel değil. Tabi sizin gibi saygısızlar bunun farkında olamazlar…

ESAS SIZE ÇOK AYIP!

 

Ayşen Ertenü’den Necmi Karakas’a:

Merhaba Necmi Bey,

Yazdığınız yazıdan Diva’yı çıkışından beri takip etmediğiniz belli. Ben Diva’nın ilk yazarlarından biriyim. Hatta ve hatta bu yazıdan 15 gün evvelki yazımı okumuş olsaydınız (Çünkü artık 15 günde bir yazıyorum ve o yazı bu dönemdeki ilk yazımdı) ne kadar büyük ısrarlar sonunda tekrar yazmaya başladığımı anlamış olurdunuz. Ayrıca, Diva’nın birkaç sayı öncesinde de bizzat Editörün köşesinden şahsıma davet çıkarıldığını okumuş olmalıydınız.

Bu küçük açıklamayı yaptıktan sonra, bir şey anlatayım; son bölümde de asıl konuya cevap verip yazımı bitireceğim.

Diva’nın ilk senelerinde ben yine bu tarz, kah komik, kah duygulu, ama her seferinde sonunda mutlaka ufak bir ders veren yazılarımı yazarken, birgün ben yaşlarda hanımın biri, sizin kadar hakaretvari olma-sa da, bu tarzda bir yazı yazıp Türkçemi kınamıştı. Ben ona cevaben, aslında kendimin Türk Dil Kurumu’nun ve güzel Türkçemizin en ateşli savunucularından biri olduğumu, ayrıca her fırsatta hatta MSN’de bile yazışırken çocuklarım ve yeğenlerim başta olmak üzere arkadaşlarım da dahil herkesin Türkçesini bıkıp usanmadan düzelttiğimi yazmıştım. O yazımı geri dönüp aradım. Size yollayacaktım ama bulamadım maalesef… Neyse… Sonuç olarak ben sizin kafanızda hayal ettiğiniz gibi biri değilim. Çok iyi yetişmiş, zorluklar da yaşamış, çevresinde çok sevilen ve saygı duyulan biriyim. Sizi haksız çıkarttıysam özür dilerim. Ayrıca yazıyı da tam anlamamışsınız, çünkü Alaçatı’da çalışmaya ihtiyacı olan insanlar ve o insanlar yazdığım gibi o iki ayı, dört gözle bekliyorlar ve de Alaçatı’da evi olup bütün kış hafta sonları da oraya gelen insanlar, o iki ay boyunca sırf bu yüzden hele hafta sonları evlerinden bile çıkmıyorlar. Ama şikayet etmeyi bırakın, ağızlarını bile açmıyorlar Necmi Bey. Çünkü o çalışanların da ihtiyacı var… Sırf o yaşlı ve ayrıcı “saygıdeğer” sıfatını eklediğim hanım mutlu olacak diye, yüzlerce işçi ve işveren boş oturamaz efendim. Zaten hak yerini buldu ve konu çoktan kapandı. Bilgilerinize…

Yorumlar

Bu konu hakkında birşeyler yazmak istiyorsanız...

Yorum yazmak için giriş yapmalısınız.

Bottom