Top

Marsilya

Temmuz 24, 2008 yazan DİVA 

 

Eski ile yeninin iç içe yaşadığı, tarih ve kültür karışımı, Lavanta tarlalarıyla çevrili “Lavanta kokulu” şehir Marsilya,  gidenlerin üzerinde önemli bir etki bırakıyor. Nasıl bırakmasın ki,  öncelikle konumu itibariyle, hangi tepesinden bakarsanız bakın, etrafı dağlarla çevrilmiş muhteşem bir liman manzarası, Cezzanne, Picasso gibi ünlü ressamların ilham alarak yaptığı lavanta tarlaları, gün batımında gökyüzünün değişen renkleri ve tüm şehre tepeden hakim olan Notre Dame Kilisesi’nden seyretmeye doyamayacağınız uçsuz bucaksız Akdeniz manzarası… Ayrıca, mutfağı, Fransızca rap’i ve ünlü futbol kulübü Olimpique Marseille’i ile ününü tüm dünyaya duyurmuş bir şehir Marsilya.

Şehre varır varmaz görülmesi gereken yerlerin başında ise Notre Dame Kilisesi geliyor, bir tepede inşa edilmiş bu kiliseden, tüm Marsilya’yı ve uçsuz bucaksız Akdeniz’i görebilirsiniz. Tura katılmayıp kendimiz gezmek istedik ve keşfe tabii ki çok ünlü katedral olan Notre-Dame de la Garde’dan başlamak istedik hemen… İçi harika mozaiklerle bezenmiş, şehrin en yüksek yerinde ve muhteşem panaromik bir manzaraya haiz olan bu katedral çok etkileyici gerçekten… Buradan harika fotoğraflar çekebiliyorsunuz. Eski Liman’ın Vieux-Port’un çevresi çok eğlenceli, balık pazarı görülmeye değer doğrusu, bir Akdenizli olarak bizim bile tanımadığımız balıklar var… Burası, taze balık satan kadın balıkçıları, kafe ve teraslarıyla adeta bir açık hava müzesi.

Ah o hediyelik eşya standları… Neler yok neler… Sıkı sıkıya pazarlık ve o güzelim masa örtüleri elimizdeki torbaların içinde yerini alıveriyor. Marsilya diğer Akdeniz şehirleri gibi bir turizm merkezi olmaktan öte, Avrupa’nın en büyük kara alanına sahip, oldukça gelişmiş ve büyümüş bir liman kenti. Fransa’nın en güzel bölgesi olan Provence’nin sınırları içinde bulunuyor. Paris’ten sonra ikinci büyük şehri, St. Charles Gar’ı, şehrin yüksek tepelerinden biri üzerinde kurulu. Kimi şehrin merkezi olarak St. Charles Gar’ını kimi ise ‘le vieux-port’ denilen eski limanı kabul ediyor.

Pharo Sarayı’nın terasından ise limanın ve Akdeniz’in müthiş manzarası seyredilebilir. Marsilya’nın en önemli caddesi ünlü Canebiere’in bittiği Eski Liman’da, çevredeki adalara ulaşımı sağlayan tekneler var. Tekne ile ulaşılabilecek adalar arasında Frioul Adası,  Monte Cristo Kontu’nun hapsolduğu Chateau d’lf Adası, Maire, Pommegues ve Ratonneau adaları sayılabilir. Tekneden seyredilen Akdeniz’in bu harika görüntüsü, ziyaretçilerde hayatları boyunca unutamayacakları lezzette bir tad bırakıyor. Marsilya’ya 20 dakika uzakta olan kıyı kasabası Casssis, insanı melankoli yapabilecek nitelikte doğal güzelliğe sahip. Yörenin dünyaca ünlü Cassis beyaz şarabının o benzersiz lezzeti de inanın hafızalarınızdan kolay çıkmayacaktır. Bouillabaisse adındaki balık çorbasını mutlaka deneyin derim. Akdeniz’in ve güneşin cömert davrandığı bu topraklarda her mevsim farklı güzellikler yaşanıyor. 

Provence bölgesi üç kısımdan oluşuyor. “Alpes de Haute Provences” bölgesi en çok lavanta tarlaları, derin kanyonları ve akarsularıyla ün salmış.  Marsilya şehrinin bulunduğu “Bouches de Rhone” bölgesi Akdeniz’in Fransa topraklarıyla kucaklaştığı, Provence bölgesinin en etkileyici yeri. “Vaucluse” ise Provence’ın iç bölgesi. Bu bölge, üzüm bağları, sebze ve meyve bahçeleri ve görkemli şatolarıyla ve ekmek çeşitleriyle ünlü.

Marsilya Tarih Müzesi’nde de Phokaialılar’a ait birçok tarihi eser sergileniyor. Phokaia’nın, İzmir’in tatil kasabası Foça ile aynı kökenden gelmesi ve Marsilyalılar’ın atalarının Foça’dan göç etmiş olmaları da çok ilgimi çekti. 

Beyoğlu İstiklal caddesini çok andıran Rue Saint Ferreol Caddesi sokak sanatçıları, seyyar satıcıları ve mağazalarıyla son derece keyifli bir alışveriş cenneti adeta… Daha görmediğim neler neler vardır kimbilir kocaman Marsilya’da ama ben en aklıma yer edenleri anlatmaya çalıştım, eksiklerimi siz giderek tamamlayın olur mu…? 

Mutlu seyahatler.

Yorumlar

Bu konu hakkında birşeyler yazmak istiyorsanız...

Yorum yazmak için giriş yapmalısınız.

Bottom