O kadın…
Ekim 10, 2008 yazan DİVA
Koca bir yaz daha geçti şekerim maalesef:(
Neyse buna da şükür; bu yaz herÅŸey -en azından ben, ailem, çevremdeki dostlar adına- güzel geçti. Güzel derken, benim için en mühimi kazasız belasız olması, saÄŸlıkların yerinde olması (vıdı vıdı edenlerinkinden bahsetmiyorum tabe:) Ki onlar kendilerini bilir ÅŸekerim, burda bi daha deÅŸifre etmeyeyim artık…
Tabi bu son günlerde iÅŸler de hafiflediÄŸi için, biz Cale’yle biraz dinlendik, deniz güneÅŸ derken farketmeden tüpü de patlattık, daha doÄŸrusu “MIÅžIZ” YANE:) Öyle diyo millet, ama bugün, yani 03 ekim 2008 tarihinde ve akÅŸamüstü 16:00 itibariyle havuz başında dönüp te Cale’ye bakınca kendisine şöyle biÅŸey dedim; “Cale, sen artık kızıl kahve oldun kıııızzzz, İngiliz mobilyasına benzedin” Kendisi önce bi alındı, “nassı yani beni mobilyaya mı benzettin” dedi ama sonradan kendisine nagaddar(yazılır:) asil bi yakıştırma yaptığımın farkına varınca pek te bi sevindi… Bu arada bi de not düşeyim, yine bu gece itibariyle Cale bana bi yasak koydu ve dedi ki; “abla ben artık gidiyom ve seni de yazılarındaki karakterlerinle baÅŸbaÅŸa bırakıyom…”
Nassı yani yaa??? Ben daha bu lafı baÅŸka biÅŸeye baÄŸliicam yaa (lafı uzatmaktan yazmaya baÅŸlarsam tabi:) Efenim onlar Alaçatı’daki dostlarımdan -ismi lazım deÄŸil… deeermiÅŸÅŸim- A.B’yi görmemiÅŸler ÅŸekerim. Görseler, bize bu yakıştırmayı yapmazlardı, valla bak! “Kimler, ne yakıştırması, hoop ne oluyo yine?” derseniz; cevap veriyoruuuz:
“Tüpü patlatma” yakıştırması…
 (ÖFFFFFFFFFFFFFFF, Acaba sayfanın bi köşesine resmini koysam… gözüne de bi bant mı yapıştırsam? Yok yok resmi koycam, bant neyin de yapıştırmiicam iÅŸte:)
Â
O kadın, yani A.B denilen kiÅŸi AyÅŸegül BaltacıoÄŸlu, YAYA’nın ortağı, esmer gacı AyÅŸegül:) Kendisiyle de bu yaz tanıştık tabi ki. Önce O geldi bana, hayırladı dükkanımı. İlk gördüğümde ben OHA FALAN OLDUM, itiraf ediyom abla, burda ve herkesin önünde:) “Bu ne ya” dedim, “noluyoruz, bu kim, delirmiÅŸ mi bu kadın, millet bangır bangır bangır güneÅŸin zararlarını anlatırken?” Ama çaktırmıyorum tabi, için için söylüyorum (bi de “dışın dışın” vardır, bilmezsiniz siz bunu da ÅŸimdi:)
Sonradan anlatıyo bizimki, meÄŸer kendisi bi güneÅŸ, -haliyle de- mayo sapığıymış, dediÄŸine göre yiyiyomuÅŸ mayoları. E tabi insan kendini sabahın köründe güneÅŸe atarsa mayo mu dayanır anacım? Sonra akıllı tabi, maldan müşteriden anlıyo-hahahaha-, baktı bi yaÄŸlı müşteri tipi karşısında, tipik bi “yalayut çetesi” elemanı (deeeermiÅŸÅŸim:) beni davet etti YaYa’ya… Åžaka ÅŸaka… Neyse biz geldik gittik derken bu ablayla çok bi anlaÅŸtık, e tabi O da bizimle… Bu arada benim büyük küçük herkese “abla” dediÄŸimi kadıncağız bilmez, önceleri bi yadırgadı haklı olarak, bi de benden tam BİR yaÅŸ ta küçük deÄŸil mi:) Neyse akıllı çok, dediÄŸim gibi de, çözdü olayı hemen. Az taciz etmedim ben bu AyÅŸegül’ü inanın. “Ablaaaaaaaaaaaaaaa” diye baÅŸlayıp “hava nasıl orda”, “çok kalabalık mı”, “bize bistro var mı”, “sen ne zaman geliyooon” gibi devam eden sms’ler… Bizimki üşenmez, “efendiiiiiiiiim” diye yazmaya baÅŸlar, sonunda sıkılır yazmaktan, telefona sarılır. Ama biz de O’na güzel dostluk ettik, yalan mı kıııııııııııııızzzzzzzzzzzzzzzzzz???
Â
Ablam sen gerçekten bazı ÅŸeyleri aÅŸmış bitirmiÅŸ bir kadınsın, biliyosun di mi? Neden Hotiç kardeÅŸlerle bu kadar iyi anlaÅŸtığın da belli zaten. Yukarısı boÅŸ yere getirmiyor bazı insanları biraraya kardeÅŸim… Bizim de seni tanımamız bence tamamen bir kurguydu, valla bak! Birbirimizden öğreneceklerimiz varmış meÄŸer… En son Edin Ailesi’nin hazin sonunu ve gencecik ÅŸehitlerimizin acısını paylaÅŸtık. ATEÅž DÜŞTÜĞÜ YERİ YAKIYOR MAALESEF, ne dense, ne yapılsa boÅŸ…
Â
Biz AyÅŸegül’le beraber, Sermet ve Serdar Hotiç kardeÅŸlerle de bir yazı paylaÅŸtık sayılır arkadaÅŸlar ve boÅŸa konuÅŸmadım bunca zamandır hiç, inanın… Çekilen onca sıkıntıya, yapılan onca yargısız infaza, cezaya ve bu üç kiÅŸinin terbiyelerini bozmadan sabır, güleryüz ve sükunetle susup beklediklerine ÅŸahit olduk. Bu arada ÅŸunu da kabul etmek lazım ki, ekip olarak ta iyiydiler. Bi kere mutfakta BENİM SEDAT USTAM vardı, evet noolmuÅŸ, bi itirazı olan varsa çıksın ortaya, hahahahah… Ve iÅŸletme müdürümüz Mert -ki O da BENİM MERT oldu artık, deeermiÅŸÅŸim:) Yok yok, o kadar da uzun boylu diil -yani Mert uzun boylu da- “benim olma meselesi” diil:) Mert baÅŸta Serdar Abisi’nin ve Yaya’nın has adamı… “Bir bizden bir onlardan programı” gibi oldu bu valla:) Sonuç itibariyle bu insanların hepsi, kadını erkeÄŸiyle bir duruÅŸu olan insanlar yani. “Nerde ne yapma bilinci” insanı bunlar deyip;
‘Bu yazıda adı geçen herkesi seviyorum’la bitiriyorum yine.
P:S: Resimde soldan sağa Cale, Bengül, Ayşen ve Ayşegül.
Hayatta hep o geceki gibi gülmek nasip etsin Allah herkese, az bulunur bi geceydi…
Â




Yorumlar
Bu konu hakkında birşeyler yazmak istiyorsanız...
Yorum yazmak için giriş yapmalısınız.