Susam röportajının tortuları…
Ağustos 29, 2008 yazan DİVA
Üzerinden çok yıl/çok olay geçti, şimdi tam tamına ne yazdığımı hatırlamıyorum.
7 yıl öncesinden net hatırladığım, İzmir Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği’nde müthiş bir çekişme/seçim heyecanı yaşandığı ve Mehmet Ali Susam’ın, 43 yıldır esnaf başkanlığı yapan Cemal Tercan’a savaş açtığıydı..
Birlik’te değişim/yenilik istiyor, yıllardır aynı koltukta oturanların, yerini gençlere/yeniliğe bırakması gerektiğini savunuyor, esnaf örgütünün de kendisini desteklediğini söylüyordu.
Onu kaale bile almadığımı, “Sen kim, Tercan’ı devirmek kim” diye burun kıvırmakla kalmayıp, o günlerde Yeni Asır’daki köşemden “Tercan lehine” seçim sürecine müdahil/maydanoz olduğumu da belirtmeden geçmeyeyim.
Ben yazdıkça esnaf arıyor,
Esnaf telefon üzerine telefon edip mail attıkça/bilgi/dedikodu yağdıkça ben yazıyorum.
“Ver gazı yazılar” ardı ardına sıralandıkça da gazete yöneticileri (satışı ve ilanı gıdıkladığı için) zevkten dört köşe oluyor.
Derken bir sabah, yine köşeme maydanoz ekmeye hazırlanırken, bir telefon geliyor. Mehmet Ali Susam, benimle görüşmek istiyor.
Adamın arkasından atıp tutmuşuz, atıp tutmakla kalmamış bir de aleyhte köşeler döşenmişiz.
O, “sizinle görüşmek istiyorum” diyor.
Yüz yüze.
E buyur bakalım dedik, tabii.
Pilavdan dönenin kaşığı kırılsın.
Susam’ı gazete fotoğrafları dışında ilk görüşüm/karşılaşmam, o yıllarda gazetedeki odamda oldu.
Elinde bir buket barış dalı çiçekle çıktı geldi, söylediği saatte.
Çok kontrollü, çok sakin, çok kararlıydı.
Hiç sesini yükseltmeden, tonlamasını bile değiştirmeden uzun uzun konuştu.
Dünyaya bakışımızın benzer olduğundan girdi, “sol”dan egemen sınıfa (Tercan ve ekibine) açtığı savaştan, ulusların kendi kaderlerini tayin hakkı örneğinden çıktı.
“Bırak da esnaf kendi hesaplaşmasını kendi yapsın. Senin gibi solcu bir insanın Tercan gibi kemikleşmiş/eskimiş bir zihniyeti desteklemesini aklım almıyor. Nerde kaldı senin devrimciliğin? Düşünce olarak ben sana daha yakınım bak” mealindeki ince ayar çeken konuşmasıyla, beni “damardan” yakaladı.
Taraf tutmama/seçim sürecine müdahil olmama konusunda ikna etti.
Sonuçlar belli olana kadar Esnaf Birliği seçimleri ile ilgili yazı yazmadım ben de.
Sonuç, bildiğiniz gibi oldu.
Mehmet Ali Susam, esnaf gibi örgütlenmesi ennn zor kesimde bir imkansızı başardı,
43 yıllık Tercan iktidarını gümbür gümbür devirdi. Sesini cümleye duyurdu.
Tanıyana/tanımayana “vay be” dedirtti.
Aradan 7 yıl geçti.
Bu süre içinde beklentileri haksız çıkarmadı, kariyerini CHP sıralarından Meclis’e taşıdı. Daha MYK’da görevlendirilmeden medya ve siyasi çevrelerde “Yerel seçimde CHP’nin İzmir Büyükşehir Belediye Başkan adayı olacağı” konuşuluyor/yazılıyordu.
Reddetti elbet.
CHP örgütünün tepesinde yer alan biri olarak, koltukta bir CHP’li Belediye Başkanı otururken “evet, niyetim onu devirip o koltuğa oturmak” demesini politikadan az çok anlayan/Susam’ı az çok tanıyan biri beklemezdi ama en azından bir dil sürçmesi/gönülde yatan aslanın kendini tutamayıp baş göstermesi… Neden olmasındı?
Geçen hafta içinde, onun vakit fukaralığına göre uzun sayılabilecek bir zaman diliminde konuştuk bu kez. Önce Pasaport’taki bürosunda.
Zorunlu bir açılış için ayrıldı, ertesi gün bu kez sahilde devam ettik röportaja, fotoğraflamaya.
Her zamanki gibi mantıklı, ağırbaşlı açıklamalar yaptı.
Söylediklerinin elbette bir tortusu/yorumu var kafamda. Okuyunca benimkine benzer ya da benzemez, sizin de olacaktır.
Umarım hiç tanımayanlar için, Mehmet Ali Susam’ın kişiliği ile ilgili ipuçları taşıyordur röportaj.
Çünkü Büyükşehir Belediye Başkan adayı yapılsın ya da yapılmasın, aday olmayı istesin ya da istemesin;
İzmir’in siyasi hayatında çok uzun bir süre daha kalıcı/belirleyici o. Bilgi/fikir sahibi olmanızda fayda var.
Paylaşabileceğim tek yorum bu.
Şimdilik. Yerel seçimler, esnafın kendi kaderini tayin edeceği seçim değil zira.
Kaderini tayin edecek, bizler olacağız artık.
Bu kentin sahipleri… Susma değil, yazma zamanı gelecek. Ve gerekecek.




Yorumlar
Bu konu hakkında birşeyler yazmak istiyorsanız...
Yorum yazmak için giriş yapmalısınız.