Yokum diyoooooooor!
Temmuz 25, 2008 yazan DİVA
Siz bu yazıyı okurken ben, sağ ayağımın serçe parmağı (ayakta serçe parmağı olur mu, bir aydınlatır mısınız?) hamaktan sarkmış, serin sulara değiyorken; sol elimde de hafif bir meyve suyu, uçuş uçuş uçuşuyor olacağım. Siz bu yazıyı İzmir sıcağında, belki de masa başında okurken, ben dalgaların arasına bata çıka güneşi söndürmeye çalışıyor olacağım.
Ah, evet, çok üzgünüm ama ben TATİLDE olacağım.
Tatil iyidir. Paran olsa da olmasa da, dünyanın bir ucuna değil, burnunun ucuna gitsen de, ruha iyi gelir. Atom bombası patlasa, dünyalar savaşı çıksa, mail’lerin tavana vursa, borsa çökse; kılın kıpırdamaz. Tek derdin, şu koyda mı denize girsek, kahvaltıda Boşnak böreği mi, su böreği mi yesek olur.
Tatil iyidir. Beynindeki kara delik giderek büyüyüp patlama noktasına gelmişken, siyah ufacık bir bene dönüşür. Dersin ki; “Aa! Bu ben güneşten mi çıktı, cilt lekesi mi acaba?” Benlerinle yaşamayı bir anda seversin, hatta bugüne kadar bensiz ve lekesiz yaşamış olmak sıkar canını. Daha çok güneş almak istersin.
Tatil iyidir. Dondurma, dondurma olalı böyle iştahla, sallan yuvarlan yenmemiştir. Üstüne sos bile koydurursun. Diyete inat. Hatta sakızlı muhallebiyi dondurmayla kaşıklarsın. Kalorileri saymazsın, kaloriler seni sayar. Hürmet ederler hatta, iştahın karşısında sessiz kalırlar.
Kısacası tatil iyidir. Aman ihmal etmeyin. Ama lütfen tatile gidip de bir türlü dinlenmeyi ve rahatlamayı beceremeyen “kasık”lardan da (kasıntı tip, kendini kasan kişi anlamında, bknz Türkçe-Bahar’ca Sözlük) olmayın.
Hatta durun ben size tatilde nasıl rahatlamanız gerektiği konusunda Amerikalı Cerrah Paul Wilson’dan bir kaç tüyo vereyim.
Bu kıyağımı da unutmayın!
Cebinizde bir parça sessizlik taşıyın:
Bütün dikkatinizi sessizliğe yöneltin. Tabii bunun için önce sessiz bir köse seçmeniz gerekiyor. Sonra konsantre olun. Sessizliğin size geldiğini anlayacaksınız, onu dinleyin. Sonra da bu sessizliği gittiğiniz her yere götürün.
Eğlenceye zaman harcayın:
Çok çalışan insanlar hiçbir zaman eğlenceli aktivitelerle vakit geçirmezler. Fakat çok çalışan insanlar için eğlenceli geçirilen zaman, harcanmış vakit sayılmaktan çok uzaktır.
Rahat ayakkabılar giyin:
Herhangi bir refleksolojist size gerçek rahatlamanın ayaklardan başladığını söyleyecektir. Açıkça görülüyor ki, rahat ayakkabılar giymek, hiç ayakkabı giymemiş olmak kadar rahatlatıcıdır.
Her şeyin içinde en iyiyi arayın:
İnsanlarda ve olaylarda en iyiyi aramayı alışkanlık haline getirin. Bu basit yaklaşımın sizi sakinliğe götürecek iyimserlik ve pozitiflik yarattığını anlayacaksınız.
Portakal çiçeği spreyi kullanın:
Bir bardak maden suyuna 3 damla portakal çiçeği yağı ekleyin ve rahatlama ihtiyacı hissettiğinizde etrafa bir sprey ile sıkın.
Beyaz giyin:
Tatil boyunca, bedeninizi sıkmayan rahat giysiler, doğal kumaşlar ve açık renkler hep sakinleştirir
Gülümseyin:
Gülümsemek yüzünüzdeki başlıca bütün kasları gevşetir. Ayni zamanda kendinizi iyi hissetmenize yardımcı olacak müthiş bir etki yaratır.
Güzellik saçın:
Tatilde ve hayatta, nereye giderseniz gidin, ne yaparsanız yapın, bir parça güzellik katmak için gayret edin veya zaten var olan güzelliğinizi geliştirin.
Değişin:
Gergin durumlarla basa çıkmanın iki yolu vardır, ya onları değiştirirsiniz ya da onlara bakış açınızı değiştirirsiniz. Bakış açınızı değiştirmek daha zordur, fakat kişiyi aydınlatır.
Kol saatinizi çıkartın:
İste, tatilde en çarpıcı sakinleştirici. Hiç saatinizi çıkarttığınız zaman ne kadar sakinleştiğinize dikkat ettiniz mi? Zaman zaman saatinizi çıkartın ve zamanın baskılarından kurtulun.
Haftanın, hatta bu yazın, hatta yılın sözü:
“Çalışan bir insan işinde dinlenme sanatını bilmelidir. Aksi takdirde, çalışması için gereken enerjiyi ve şevki kaybedebilir” demiş Benjamin Franklin amca. Biz de kendisini tebrik ediyor ve ünlü Türk Düşünür(!) Acun Ilıcalı’dan “yokum diyooooooooooooooooor” atasözü ile kendisine cevap vermek istiyoruz.
Hadi baş baş.




Yorumlar
Bu konu hakkında birşeyler yazmak istiyorsanız...
Yorum yazmak için giriş yapmalısınız.